Yüksek tansiyonun 9 ana belirtisi

Yüksek tansiyonun 9 ana belirtisi
Yüksek tansiyonun 9 ana belirtisi
Baş dönmesi, bulanık görme, baş ağrısı veya ensede ağrı gibi yüksek tansiyon belirtileri, genellikle sadece kalp çok hızlı arttığında ortaya çıkar. Kötü yaşam tarzı alışkanlıkları nedeniyle tansiyon seviyelerinin yıllar içinde kademeli olarak arttığı yüksek tansiyon (hipertansiyon) vakalarında, vücut yavaş yavaş uyum sağladığı için belirtilerin ortaya çıkması nadirdir, bu da yüksek tansiyonu daha da kötüleştirir. Hipertansiyon bu nedenle sessiz bir hastalık olarak kabul edilir. Yüksek tansiyonunuz olduğundan şüpheleniyorsanız uygun bir cihazla tansiyonunuzu ölçmek, ideal seviyelerden (120×80 mmHg) yüksek olup olmadığını kontrol etmek çok önemlidir. Yüksek tansiyonun 9 ana belirtisi #1 Tansiyonunuzun çok yüksek olduğunu gösterebilecek belirtiler genel olarak şunlardır: – Baş dönmesi, – Baş ağrısı, – Boynun arkasında ağrı, – Uyku hali, – Kulakta çınlama, – Gözlerde küçük kan lekeleri, – Çift veya bulanık görme, – Nefes almada zorluk, – Kalp çarpıntısı. Bu belirtiler genellikle tansiyonun çok yüksek olduğu durumlarda ortaya çıkar ve bu durumda yapmanız gereken hemen acil servise gitmek veya önceden başvuruduğunuz bir uzmanın yazdığı ilacı hemen almaktır. Yüksek tansiyon sessiz bir hastalıktır ve felç veya görme kaybı gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir, bu nedenle yılda en az bir kez tansiyonunuzu kontrol etmeniz önerilir. Yüksek tansiyonun 9 ana belirtisi #2 Yüksek tansiyon belirtilerini düşük tansiyondan ayırmanın en iyi yollarından biri, düşük tansiyonda zayıf ve baygın hissetmenin daha yaygın olması, yüksek tansiyonda ise çarpıntı veya sürekli baş ağrısı yaşamanın daha yaygın olmasıdır. Ancak, ayırt etmenin en etkili yolu bir cihaz kullanarak tansiyonu ölçmektir. Böylece ölçüm değerine göre ne olduğunu bilmek mümkündür: Yüksek tansiyon: 140 x 90 mmHg’den fazla Düşük tansiyon: 90 x 60 mmHg’den az Düşük tansiyon durumunda genel olarak bulanık görme, ağız kuruluğu ve uyuşukluk veya baygınlık hissi ortaya çıkar. Bu nedenle sürekli bir baş ağrısı, kulak çınlaması veya kalp çarpıntısı yaşıyorsanız, tansiyonunuz muhtemelen yüksektir. Halsizlik, baygınlık veya ağız kuruluğu hissediyorsanız, bu düşük tansiyon olabilir. Ayrıca bayılma hissinin ortaya çıktığı durumlar da vardır. Ancak bu, kan şekeri seviyelerindeki bir düşüşle ilişkilidir ve tansiyondaki düşüşle kolayca karıştırılabilir. Yüksek tansiyonun 9 ana belirtisi #3 Tansiyon aniden yükseldiğinde ve özellikle ensede ağrı, uyuşukluk, nefes almada zorluk ve çift görme gibi belirtiler ortaya çıktığında, uzman bir hekimin yazdığı ilacı alıp dinlenmeye çalışmak önemlidir. Ancak bir saat sonra yüksek tansiyon 140/90 mmHg’nin üzerinde kalırsa damar içine antihipertansif ilaç almak için hastaneye gidilmesi önerilir. Yüksek tansiyon belirtilere neden olmuyorsa, bir bardak taze sıkılmış portakal suyu içip rahatlamaya çalışabilirsiniz. Meyve suyunu içtikten 1 saat sonra tansiyon tekrar ölçülmeli ve hala yüksekse, tansiyonu düşürmenin en iyi yolu için hastaneye gidilmesi önerilir. Yüksek tansiyonun 9 ana belirtisi #4 Preeklampsi olarak da adlandırılan hamilelikte yüksek tansiyon belirtileri, özellikle hamileliğin sonlarına doğru şiddetli karın ağrısıyla birlikte bacak ve ayakların çok şişmesi ile ortaya çıkar. Bu durumda uygun tedaviyi başlatmak ve bebeğe zarar verebilecek eklampsi gibi ciddi komplikasyonları önlemek için en kısa sürede kadın doğum uzmanına başvurulmalıdır. Yüksek tansiyonun 9 ana belirtisi #5 Halihazırda yüksek tansiyon nedeniyle ilaç kullanımına başlanmışsa bir uzmana danışılmadan ara verilmemelidir ancak yaşam tarzındaki bazı değişiklikler de tedavinin doğru bir şekilde tansiyonu kontrol altına alabilmesi, hatta ilaç dozlarının azaltılmasına imkan verebilmesi için çok önemlidir. Kilo Verin Kilo ile tansiyon arasında doğrudan bir ilişki olduğu için kilo vermek ve kilo kontrolü çok önemlidir. Aşırı kilolu kişilerde yüksek tansiyon riski daha yüksektir. Özellikle göbek bölgesindeki yağlar kalp krizi gibi kardiyovasküler hastalıklar için büyük bir risk oluşturduğundan, toplam vücut yağını azaltmanın yanı sıra göbek çevresinin boyutunu küçültmek de çok önemlidir. Bel çevresi kadınlarda 88 cm ve erkeklerde 102 cm’nin altında olmalıdır. DASH Diyetini İzleyin DASH tarzı diyet meyve, sebze, tam tahıllar ve doğal yoğurt ve beyaz peynir gibi süt ürünleri açısından zengin ve yağ, şeker ve kırmızı et oranı düşük, kilo vermeye ve tansiyonu düşürmeye katkıda bulunduğu kanıtlanmış bir diyet modelidir. Konserve veya donmuş hazır gıdalar fazla sodyum ve tansiyona neden olan koruyucu maddeler içerdiklerinden bunları tüketmekten kaçınmak da önemlidir. Ayrıca günde 1,5 ila 2,5 litre su içmek hem yüksek tansiyonu önlemek hem de organların düzgün çalışmasını sağlamak için önemlidir. Günde Sadece 5 Gram Tuz Tüketin Tuz tüketimini kontrol etmek tansiyon seviyeleri için çok önemlidir. Günde en fazla 1 çay kaşığı tuz tüketimi güvenli kabul edilir ve 2 gram sodyuma eşittir. Yiyeceklere tat vermek için tuz kullanmaktan kaçınmanın yanı sıra kimyon, sarımsak, soğan, maydanoz, biber, kekik gibi baharatların kullanımını tercih edebilirsiniz. Ayrıca gıda ambalajlarında ​​bulunan tuz miktarını gözlemlemek çok önemlidir. Yeme alışkanlıklarını değiştirmek, tansiyonu büyük ölçüde düşürebilir, bu da daha yüksek dozda ilaçlardan kaçınmak için büyük bir yardımcıdır. Haftada 5 Kez Egzersiz Yapın Haftada 5 kez, günde en az 30 dakikadan 1 saate kadar fiziksel aktivite yapılması, tansiyonu azaltarak, ilaç kullanımını önlemeye yardımcı olabilir. Bunun nedeni, egzersizin damarlardaki kan dolaşımını iyileştirmesi ve kalbin düzgün çalışmasına yardımcı olmasının yanı sıra adrenalin ve kortizol gibi tansiyonu artıran hormon seviyelerini kontrol etmeye yardımcı olmasıdır. Bazı mükemmel seçenekler yürümek, koşmak, bisiklete binmek, yüzmek veya dans etmektir. Sigarayı ve Alkolü Bırakın Sigara çeşitli kalp ve damar hastalıkları ve kanser için önemli bir risk faktörü olmasının yanı sıra, damar duvarlarına hasar vererek tansiyonu da yükseltir. Sigara sadece tansiyonun artmasıyla ilgili değildir, aynı zamanda birçok durumda tedavi görmekte olan kişilerde ilaçların etkisini ortadan kaldırabilir. Ayrıca tansiyon yükselmesine neden olduğu için alkol de tüketilmemelidir. Alkol için güvenli miktar olmadığı gibi ılımlı tüketim de vücuda zararlıdır. Daha Fazla Potasyum ve Magnezyum Alın Mutlak bir kanıt olmamasına rağmen bu minerallerin tercihen gıda yoluyla alınması özellikle sinir sistemi, damarlar ve kalp kasları için önemli olduklarından, tansiyon kontrolü ile ilişkili görünmektedir. Günlük magnezyum tavsiyesi erkeklerde 400 mg, kadınlarda 300 mg’a kadar ve potasyum için tavsiye günde yaklaşık 4,7 gramdır. Bu genellikle sebze ve kuru yemişler bakımından zengin bir diyetle elde edilebilir. Stresi Yönetin Anksiyete ve stres, adrenalin ve kortizol gibi kalp atışlarını hızlandıran ve damarları daraltan bazı hormonların seviyelerini yükselterek tansiyonu yükseltir. Bu durumun devam etmesi baskıyı daha da artırarak tedaviyi zorlaştırır ve kalp krizi, felç gibi kalp ve damar hastalıkları riskini artırır. Stresle mücadele etmek için egzersizler ve meditasyon gibi aktivitelerin yanı sıra örneğin duyguları düzenlemeye ve vücuttaki hormon seviyelerini kontrol etmeye yardımcı olan seyahat etmeniz veya sosyal toplantılara katılmanız önerilir. Yoğun vakalarda, psikoterapi ve bir psikiyatristden profesyonel yardım alınması da önerilir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*