“Cemaat” devlete başkaldırmış lakin adı henüz konulmamıştı. Peki ne oluyordu?
Çok iyi hatırlıyorum. Operasyonlar ve karşı hamleler bir kenarda kalmış ülke gündemi Gülen’in bedduasına teslim olmuştu. “Cemaat” ise paniklemiş, üç gün önce baskın yaptıkları ofisten lahmacun siparişi verdirecek kadar güç zehirlenmesi yaşayanların eli ayağına karışmıştı. Yine iyi hatırlıyorum, FETÖ’nün sitesindeki bedduaya hızla form değiştirilmişti. Beddua değil de “mülaane” deniliyordu. Güya Gülen karşılıklı beddualaşma anlamına gelen mülaane ile cemaatinin ne kadar masum olduğunu göstermek istemişti. Bu arada bedduanın video kesitleri internetten kaldırılıyordu. Cihan Haber Ajansı o kaydın telifini almıştı ve bu sayede başkalarının yayınlamasının önüne geçmeye çalışıyorlardı.
Peki ama neden beddua? Arşivlere bakılınca daha iyi anlaşılıyor ki bu bir öfke patlamasıydı. Çünkü devlet, paralel yapılanmaya karşı hamlesini yaparak, emniyetteki FETÖ’cüleri kızağa çekmişti. Fetullah Gülen’in elleriyle ördüğü ettiği ihanet ağının üzerine gidilmiş ve atamalarını bizzat yaptığı “Haşhaşileri” görevden el çektirilmişti. Kudurması bunaydı. Fakat iş işten geçmiş halk nazarında açığa düşmüşlerdi. O beddualar kıyamete kadar onlara yapıştı kaldı zaten. Sonrasındaki süreçte sözde cemaat evlerinde toplu beddua seansları yapılsa da o kargışlamalar kısa zamanda sahiplerine döndü. Yanıp kül oldular.
Son bir not: Bayram sabahı edilen o bedduayı görmezden gelerek, belli ki konuşulmasını istemeyen “Saraçhane Medyası” lanetin vahametinin farkında olsa gerek.
Kayıtlara geçsin istedim.